SUCU BAYRAM
Gündüzler de alışmış kara haber vermeye
Bir iki kelam ile bağrı yere sermeye
***
Sermayemiz fazla yoktu bir dua bir umut
Fakat mihnette olmuyormuş işte bir hudut
Söylendi yine acı, yok bu derdin ilacı
Giden bu sefer Sucu, ki hangimiz kalıcı
Vardık yanına, buz gibi odaya koymuşlar
Mevtalar içinde bir yer de ona bulmuşlar
Art arda geldikçe ölümsüz oldu derdimiz
Taş kesilse bari belki dayanır kalbimiz
***
İsmiyle müsammaydı onunla her yer bayram
Yanındayken uğramazdı keder ya da bir gam
Bir bülbül namesi duyururdu, bazen serçe
Güldürürdü herkesi sözleri hep latifçe
Çıkar meydana oynar neşe aşikâr edip
Türkü çekerdi şevk ile hüznü şikâr edip
Kendini hayra vakfetti ibadetle hemhal
Ve örnek oldu herkese etmeden irtihal
Artık o çeşmeler… hepsi senin için ağlar
Bari şimdilik son olsun çektiğimiz “âh”lar
Dağlar yastayken taşlar cûş-ı nevhaya daldı
Kırmızı minibüsün bile boynu bükük kaldı
Henüz göz yaşlarımız bile kurumamışken
Ne acelen vardı amca vakit daha erken
***
Yayıldık yine bir hiza aralarda boşluk
Pelesenk oldu dillere "ve celle seneûk"
Giydiler beyazları indirdiler dört kişi
Yanında bir birader üstünde ötekisi
Üç beş dakika sürmeden tez kapandı çukur
Hocalar da dizildi bir taraftan aşr okur
Etmesek de olur hesap, kitap yahut ebcet
"Olanlar öldü" başka bir ibrete ne hacet
***
Yetmez mi artık bu kasvetli karanlık rûya
Uyandıracaktınız beni sabaha gûya
Gerçi gerçek değil gibi gelse de bu durum
Hakikatlerin en hakikisi ölüm, ölüm...
Uyumadan önce okunuveren her gece
Kabarıyor fatihalar listesi gittikce
Ya Rab, sen sabır ver kalan hazin bedenlere
Sövmemek elde mi virüs icad edenlere
***
Dünyaya dalıp da efkârdan geri kalamam
Mecalim kalmadı daha da bir şey yazamam
SADIK TUNCER
ISPARTA