BIRAKIN ÇOCUKLARI SOKAĞA
 
BIRAKIN ÇOCUKLARI SOKAĞA

BIRAKIN ÇOCUKLARI SOKAĞA

Bir değirmen taşı gibi hızla dönen küçük dünyamız, bir taraftan taşın üzerine düşen biz insanoğlunu diğer tarafa un ufak edip dökmekte. Kimler gelip kimler geçmedi ki, ne ağalar ne paşalar, zenginler köleler, yaşlılar gençler ve taze bir fidan gibi soluveren çocuklar…

Değirmenin öbür tarafına düşenleri her gördüğümüz halde her şeyden daha duyarlı olmamız gereken ölüme karşı takındığımız vurdumduymazlık.

Yitirdiğimiz değerler ve ‘’mezardakilerin pişman oldukları şeyler’’ için gırtlak gırtlağa verdiğimiz mücadeleler. Her geçen güz biraz daha yaşanmaz hale getirdiğimiz dünyamız. Kirlettiğimiz havası, doğası, yok ettiğimiz yeşili, ormanı ve kendimizi mahkûm ettiğimiz beton binalar, plastik çiçekler, ağaçlar ve her bir şey.

Bir zamanlar babamızın oğluyduk, şimdi oğlumuzun babası olduk. Hepimizin saçları değirmenden çıkmış gibi apak. Bazılarımız torun torba sahibi oldu bile. Kendimizi çok şanslı görüyorum. Bizler sokakta oynayan nesildik zamanlar plastikten haberimiz yoktu. Oyuncaklarımızı çoğu zaman kendimiz yapardık. Ve bütün bir mahallenin çocuğu beraber oynardık. Düz bir zeminde lastik pabuçlarımız bazen taksi olur bazen kamyon olup kum taşır yol yapardık. İlkokulun bahçe duvarında bir kiremit parçasıyla saatlerce oynardık. Sakızlardan çıkan artistlerle, bilyelerle ütmenli oynardık. Kızlar çamurdan fırın yapar, süpürge otundan bebek yaparlardı. Konserve kutusundan eleklerle toprak elerlerdi.

Daha sonra çocukları evlere hapsettik. Oyunlarını ellerinden aldık anları sokakta özgürce güle oynaya yarışmasınlar yarınlarda okuyup çok para kazansınlar diye dershanelere tıktık, az biraz boş kalmasın diye özel dersler aldırdık. Kazanmak için her şeyin mübah olduğunu hep söyledik. İlla ki kazanacaksın anlayışını hem yaşadık hem yaşattık. Sepetler dolusu plastik oyuncakları yığdık önlerine. Kendi kendine giden arabalar, konuşan, oynayan bebekler, silahlar, kılıçlar. Daha sonra bilgisayar oyunları bunların üzerine tüğ dikti. Artık çocuklarımız monitörlerin başında silahlarla saatlerce adam öldürme oyunu oynuyorlardı. Oyunda bile yaşamak için Her hareket edene sayısız kurşun yağdırıyorlardı.

Çocukları doğal hayattan evlere ekran başlarına biz hapsettik. Artık bu nesil de iş güç sahibi olmaya başladı. Bunun paralelinde  paran varsa dostumsun, paran varsa itibarın var, paran varsa haklısın dönemi başladı. Ve bizim ellerinden doğal hayatı aldığımız, sevgiyi, sevmeyi, saygıyı fedakârlığı, hatır, gönül almayı  aldığımız nesil, onları ekran başına, test kitapları, dershanelere hapsettiğimiz nesil bizleri huzur evlerine hapsediyor artık. Bayramlarda bile bayramımızı telefonla kutluyor…

Mahalleler vardı evlerinin kapı önlerinde oturulup kadınların fasulye kırdığı, el işi yaptıkları, gergef ördükleri. Komşularımız vardı külüne her daim muhtaç olduğumuz. Pencerelerin önünde vita yağ tenekelerinde sardunyalarımız, camgüzellerimiz vardı. Mahallelerimiz artık rezidanslar oldu, sokaklarımız bom boş. Kaldırımlarımız bile araçlarımızla dolu. Sabah işe giden akşam evine dönen robot insanlar olduk. Sokakları boşalttık, mahalleleri yok ettik, artık çoğumuzun bir komşusu bile yok…

Az çok bu olumsuz yaşama direnen insanımız var. Benim bir köyüm var diyen. Bayramda seyranda soluğu akrabalarda alan. Köyüne gidip senede birkaç kez olsa da doğasında yürüyen, taşına toprağına basan, suyunu içip ekmeğini yiyen.

Yani  diyeceğim o ki dostlar, çocukları sokağa salalım ellerine birer çakı verip bir söğüt dalından düdük yapmasını öğretelim. Tarlalara götürüp morcayı, dilfili ve hatta arpayı buğdayı gösterelim. Ekmek dediğimiz nimet bundan olur diyelim. Öp bakalım dayının emminin elini diyelim. Alalım ellerinden telefonları  bir mühlet. Başlarını kaldırıp etraflarında ne oluyor diye bakmalarını sağlayalım.

Hadi gelin çocuklarımızı sokağa oyuna salalım. Hadi gelin çocuklarımızla komşu ziyareti, akraba ziyareti köy ziyareti yapalım, En önemlisi onlarla oyun oynayalım. Kendi çocukluğumuzda oynadığız oyunları gösterelim. Çoban daması, met, yağlı kemik, bilyeler…

Aslında herkes kendi yarınını hazırlıyor…

Dostça kalın.



Son Güncellenme: 2019-06-20 09:53:52