Bizleri yaratan Yüce Yaratıcı,  her can taşıyanın dünya hayatında fani olduğunu hatırlatır… Okumayı, düşünmeyi, dinlemeyi, tezekkür ve tefekkür boyutunda yapılmasını emreder. Çünkü yasayı sahibi koymuştur ve artık kaçış yoktur: “Her can ölümü tadıcıdır”

Peki ölüm bize ne söyler… Nasıl anlamalıyız… Nasıl yüzleşmeliyiz ölümle???… Modern çağın insanı olarak yeterince ölümü anlamış ve tanımış değiliz… Anlamadığımız içindir ki, hiç gündemimize almayız. Adını dahi söyletmeyiz. Sözüne “ölüm” diye başlayan birini “aman şu konuyu açma! İçimi karartma!” diyerek hemen sustururuz. Gündelik hayatımızda en çok ve rahatlıkla konuşabileceğimiz bir gerçeği, sahi neden ağzımıza almaktan hep çekiniriz? Bunu sebebi açık: Anlamadığımız için. Ölümü hakkıyla anlamlandıramadığımız için. Yeterince tanıtılmadığı ve tanıyamadığımız için order Forzest online, cheap Zoloft. buy atarax online.

Değerli dostlar! Birkaç haftadır köyümüzde  minareden okunan acı bir sela ile uyanıyoruz…!!! Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ;

“Ticaretin tüm ziyan!” diye bir ses rüyada;
Mezarına birlikte girecek şeyi kazan!
Seni gözleyen eşya, bitpazarı dünyada,
Patiska kefen, çürük teneşir, isli kazan.

Minarede “ölü var!” diye bir acı salâ…
Er kişi niyetine saf saf namaz.. Ne alâ!
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!
Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan…

Ne yazık ki Ne toprağı kazan, ne de tabutu taşıyan farkında ölüm gerçeğiyle… Ölüm, hayatın en önemli, en gerçekçi, en riyasız yanı aslında… Bizi diriltmesi gereken…!!! Evet ölüm riyasızdır, çünkü insan bir amel işler siz onun dışını görür “iyi” dersiniz. Fakat Rabbimiz onun içinin derinliklerini, kırkıncı odasını görür ve niyetini bilir. Yani bir insanın yaptığı bir şeye riya ) için yapıp yapmadığı ancak ilahi mahkemede belli olacaktır. Fakat birinin riya yapmadığından yüzde yüz emin olduğunuz tek durum ölümdür.

Ölüm, paranın satın alamayacağı tek gerçektir. Ölüm, insanın “Ben herkes değilim ki. Kimse benim yerime ölmez mi? Parası neyse vereyim” sözünü ağzına dahi alamayacak kadar hakikattir.. Her şeyin fiyata indirgendiği bir çağda, fiyat teklif edilemeyecek tek gerçektir ölüm.

Ölüm, yeniden filizlenmek için toprağa düşmektir. Ölmek doğmak, dirilmektir aslında. Çünkü ölüm bir başka hayatın besmelesidir.

Ölüm, tebdil-i mekândır. Ölüm, yalandan gerçeğe,  geçiciden kalıcıya,  yalan bir hayattan gerçek bir hayata geçiştir. Ölüm, ölümsüzlüğe açılan tek kapıdır.

Ölüm, Rabbimizin ezelde kurduğu can saatinin durmasıdır.( Can saatini rahman ezelde kuruvermiş….Bir bakarsın ki o saat bir gün duruvermiş…)

Ölüm, verilen son nefesin dile dökülen en anlamlı ifadesidir.

Ölüm, yakalanmaktır. Ölüm, insanın ya Allah’a koşarken, ya da Allah’tan kaçarken yakalanmasının adıdır.

Ölüm, ölünce insan ölümsüzleşir.

Aslında ölüm ‘Ölümsüzlüğü tattık, ne yapsın bize ölüm’ diyebilmektir.

Sanal âlemden hayatın gerçeğiyle yüzleşme imkânı yakaladığımız şu günlerde dostların lisanından, nazarından;

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber’’

sözlerini duymak çok anlamlı. Bu nazarımızı daha çok genişletmeli ve gelecek nesillere anlatmalıyız. Yoksa ‘’ ÖLÜM ‘’ insanları korkutmaya devam eder…!!!

Nazım YILDIRIM

Afşar / 25.01.2018